14 NİSAN 2024
BIST 100 9.814,19 % 0,59
DOLAR 32,357 % 0,17
EURO 34,429 % -0,71
ALTIN GR. 2.438,65 % -0,91
BRENT 89,710 % -0,07
BTC 67.114,84 % -4,81
Yazı Giriş: 20.03.2024 - 17:17 | Son Güncelleme: 20.03.2024 - 17:20

Şiddetsizliğin içindeki şiddet


Günümüz dünyasının aslında geçmişten bugüne taşıdığı karanlıklar, onları aydınlatmaya bir türlü yetemeyen aydınlıklar. Geliştiğini zannedip aslında zaman içerisinde halen evrimini tamamlayamayan dünyanın en akıllı canlısıdır masumiyet içerisindeki insan toplulukları…

Ya da o masumiyetleri esir almış, karanlığın kölesi ve güzel duyguların yok edilişine hizmet eden o topluluklar içerisindeki bireyler değil midir hayatlarımızı zaman zaman kabuslara çeviren ve bir köşede sessizce gülen yine insan toplulukları değil midir?

Oysa ağlayarak ve büyük bir masumiyetle dünyaya gelen o güzel, masum ve saf canlı; büyüdükçe zihninin karanlıklarındaki kötü duygulara doğru sürüklenmeye başlar. Ben kimlikleri onu yaşamın içerisinde maalesef kendinden başkasını düşünmeyen bir yaşama sürükler. İnanın sürüklendiğinin bile farkında olmayan o canlı sorularla karşılaştığında ve kendini anlatmaya başladığında ne o bencilliğinin farkındadır ne de onu kötülüğe doğru sürükleyen kibirin…

Kendi kendinize acaba hanginiz ben kötü müyüm sorusunu kendisine sorma cesaretinde bulunmuştur.

 Bu soruyla karşı karşıya geldiğinizde hangi cevapları vermeye başladınız. Aynanın karşısında, kendinize bakarak verdiğiniz cevapların doğruluklarını sorguladınız mı?

Bugün on binlerce yıllık yaşamın tecrübelerini henüz uygulayamayan bir insan topluluğu ile karşı karşıya kalmış durumdayız. Hiç fark ettiniz mi? Kime sorarsak soralım o haklılığını savunuyor. Oysa halen dünyadaki savaşlar, renk ayrımları, cinsiyet ayrımları tüm hızıyla devam ediyor ve karanlık bir sonluğa doğru hızla adımlarımızı atıyoruz.

Ben şiddet yanlısı değilim diyen, insan topluluklarının şiddetsizliğin içindeki şiddet çırpınışlarına her gün şahit oluyorsun.

Yaşamın en akıllığı varlığı olan ve muhteşem bir düzeneğe sahip bu topluluğun amaçlarını anlayabilmenin de mümkün olduğuna inanamıyoruz. İnsan yaşam süresinin belli olduğu dünyamızda, hedeflerimizin yanlışları içerisinde belki dünyamızı yok oluşa doğru sürüklüyor olacağız.

Aslında içimizdeki sesin aydınlığa inanmak istemediğini düşünüyorum. Çünkü güdülerimizin eksik olduğuna ve yeterli beslenmeye maruz kalmıyorlar. Ayrıca bunun için bir çabamız olduğunu da göremiyorum.

Hani ayna karşısında itiraflarını yapan bizler bu itirafların her dönemde kurbanları mı oluyorduk. Bu itiraflar yaşamın karanlık taraflarına hizmet edip güzel olan dünyamızın aydınlıklarını da yok ediyordu. Zaten eğer inanmak yoksa bizler bu karanlığa karşı ne kadar savunma yapabiliriz ki…

Düşünürken içinde bulunduğumuz esaretlerin bugüne kadar bizlere verdiği zararların, her hamlemizde açıkça kötülüklere dönüştüğü net şekilde görülmektedir.

Tüm bu kavramları ve soruları biz insanız söylemleri ile acaba tam anlamıyla şiddetsizliğe çevirebilecek miyiz? Yoksa şiddetsizliğin içerisindeki şiddetlerimiz yok oluşa kadar devam edecek mi?

İnanın dünyadaki ve çevremizdeki insan davranışlarına baktığımızda uzaklaşmayı düşünen ve insansız yaşamı tercih eden iç seslerin çığlıklarını duyar gibi oluyorum. Bence tüm bu çığlıkların, karanlık taşıyan insanları etkilemesi ve onları da iyilere çevirmesi doğru dileklerimizden biri olacaktır. Aslında zor gibi görünen zor olmayan bu düşüncelerin insan zihinleri tarafından kodlanarak ileriye taşınması sonucunda inanıyorum ki yok oluşa ulaşmadan aydınlıkları görebileceğiz.

Yaşadığımız dünyanın, oluşturduğumuz olumsuzluklarına rağmen şiddetsizliğin bile içine girmiş olduğu şiddeti yok edebilmek için mücadeleden asla ve asla vazgeçmemeliyiz.

Unutmayalım ki şiddetsizlik için mücadele edenlerin umutları elbet bir gün gerçekleşecektir.


YORUMLAR

Şiddetsizliğin içindeki şiddet
yazısına yorum yapın
0 YORUM